Ailemle düzgün ve düzenli bir hayat yaşıyordum. Kendi aramızda geçinip gidiyor ve kimseye yük olmuyorduk. Ailemiz; bu hayatta bizi sımsıkı bağlayan ve hiç bir zaman ayıramacak kadar büyük bir bağ oluşturmuştur.
Her zaman ki gibi en sevdiğim caddeye sabah yürüşüne çıkmıştım. ve her zaman olduğu gibi bunu tek başıma yapıyordum. Bu hayatta ailemden başka kimsem yoktu. Ne bir arkadaşım ne bir yakınım ne de bir yarim vardı. Şehrin kalabalığında insanların arasında olan ve onların içinde tek başına düşünen bir adam olmuştum. Kendi dünyamda hep yalnızdım.
Bugünde hava çok güzeldi. Yürümek için de çok güzel bir hava vardı. Hayatta yaptığım ve sevdiğim tek alışkanlık bu caddede yürümek oluyordu. Öyle çok yürüyordum ki sabahı akşama karıştırana kadar hep bu caddede kalıyordum. Kimseyle konuşmuyor ve sabahları uyandığımda hep bu caddede oluyor ve sadece yürüyordum. Yürürüyor yürüyor ve yürüyordum.
O kadar çok yürümüştüm ki herşeyimi geride bırakmıştım. Tüm hayatımı yaşayamadıklarımı göremediklerimi hep bu caddede kaybetmiştim. Artık orta yaşlarına gelmiş bir adamdım. Kendi içimde tek değil gerçek anlamda yalnızdım .Zaten bu hayatta görebileceğim bir ailem de kalmamıştı. Onlarda beni bu dünya da bir başıma bırakmış öylece yok olup gitmişlerdi. Eski geleneğimi bir hiç zaman kaybetmiyor ve bırakamıyordum. Nedense sadece yürümek istiyordum. Her zaman bu caddede adımlarımı atıyor tüm geçmişimi burada silebiliyordum. Sadece yürüyor yürüyor ve yürüyordum.
Tüm tatsız ve tutsuz anıları bu caddede yaşamıştım. Bütün hayatımı anlamsız bir boşluğa bırakmış ve öylece yürümeye dalmıştım. Doyasıya yaşayamamıştım bu hayatı... tutamamıştım ucundan.. geleceğimi düşünmemiş olanları hiçe saymıştım... unutamamıştım kimseyi ve bu durumda hiç birşey yapamamıştım.
Hayatımın baharındaydım. Saçlarımda kara kalmamış bir kar tanesi gibi olmuştu saçlarım. Elimde bastonla hala yürümeye devam ediyordum. Nefes aldığım sürece benim için daha hayat bitmemişti. Artık caddelerde de kimse kalmamıştı. Terkedilmişti bu şehir ve öylece bırakılmıştı kaldırımlar... bir tek ben kalmıştım sonununu bir türlü getiremediğim o caddede, sadece ben adım atmaktaydım. Artık bu cadde de kimseler yürümüyor ve yaşamıyordu. ve ben hala yürümeye devam ediyordum. Sadece yürüyor yürüyor ve yürüyordum.
Birden hava kapandı ve yağmur yağmaya başladı. Yağmur hafiften çiseliyordu. Aniden yağmur şiddetini arttırmıştı. O kadar çok yağıyordu ki bardaktan boşalırcasına geliyordu. Yağmurun şiddeti o kadar fazlaydı ki akan damlalardan burnumun ucunu bile göremiyordum. Her tarafı sel götürüyordu. Hava biraz da soğumaya başlamıştı. Yağmur şiddetini karla karışık yağmura bırakıyor ve etrafı beyaz bir örtü sarmaya başlıyordu. Bu sefer gökyüzünden lapa lapa karlar düşüyordu. Her taraf kısa bir süre içerisinde bembeyaz olmuş tüm cadde beyaz karlarla örtülmüştü. Kar şiddetini biraz hafifletmişti. Cadde aniden bembeyaz olmuştu. Kısa bir süre sonra hiç birşey yağmıyordu. Şiddetli kar ve yağmur kısa sürmüş ardında doğaya güzel bir görüntü bırakmıştı.
Meltem hafiften esiyor havada yapraklar uçuşuyordu. Ağaçlardan dökülen yapraklar kaldırımın üstünü örtmeye yetiyor ve artıyordu. Güzel de bir koku sarmıştı etrafı... Her taraf yeşeriyordu. Rüzgardan esen soğuk yel kendini güneşin sıcaklığına bırakıyordu. Birden güneş doğuyor ve cadde aydınlanıyordu. Gökyüzünde gökkuşaşı bile oluşmuştu. Hava kendini soğuktan ılıman bir sıcaklığa bırakmıştı. Sanırım az önce bu caddede ilk defa rastladığım bir olaya tanık olmuştum. Çünkü dört mevsimi bir anda yaşamıştım. İşte benim hayatımda böyle yaşanmıştı. Herşey bir anda olup bitmişti...' Yalnızlık bir ömür boyu peşimi bırakmamış ve her zaman yanımda olmuştu. ve ben herşeyimi geride bırakıyor sadece yürüyor yürüyor ve yürüyordum.

Ömrümün sonuna kadar...