Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ile Türkiye haberleri ekonomisinin geleceğini konuştuk. Şimşek, darbe girişiminin ekonomiye kalıcı bir hasar vermesini beklemiyor. Buna karşın gördüğü en büyük risk Batı kamuoyunda Türkiye’ye yönelik olumsuz algı.


Al-Monitor: 15 Temmuz darbe girişiminin Türkiye ekonomisine kısa ve uzun vadeli etkisinin nasıl olacağını öngörüyorsunuz?


Mehmet Simsek: Kısa vadede, geçici ve nispeten yönetilebilir bir etkisi olacak. Kalıcı tahribat olasılığı ise çok düşük.


Çünkü öncelikle darbe girişimi süreci çok uzun sürmedi. Bir gecelik kötü bir rüya veya kabustu. Ankara ve İstanbul’da yaşayanlar için travma nispeten daha büyüktü. Ancak kısa süreli ve başarısız olması ardından her şeyin çok kısa sürede normale dönmesi nedeniyle ekonomiye etkiyi sınırladı. O nedenle geçici ve kalıcı bir tahribat beklentisi yok.


Al-Monitor: Yılbaşında öngördüğünüz makro ekonomik hedefler bu girişim sonrasında değişti mi?


Simsek: Yılbaşında yılsonu için yüzde 4.5 büyüme öngörüyorduk. Yılın ilk yarısındaki veriler bu beklentiye paralel gerçekleşti. Hedeflerimizle uyumluydu.


İkinci yarıda ise Avrupa dışındaki pazarlarımızda sıkıntıların devam etmesi, turizmde zayıf gidişatın sürmesi, Rusya ile yakınlaşmanın ekonomik yönden zaman alacak olması gibi etkenlerle büyüme biraz daha yavaş olacak. Bu nedenle yılsonu için büyüme kaba bir hesapla yüzde 4 civarı olabilir. Dünya ticareti yavaş ve küresel büyüme muhtemelen yüzde 3 civarı olacak. Mevcut küresel koşullarda yakalayacağımız yüzde 4 büyüme oranı da hiç fena değil. Bu çerçevede, süreci şu ana kadar götürdüğümüz gibi yönetebilirsek 15 Temmuz’un büyümeye yansıması sınırlı olacak.


Enflasyon cephesinde ise temmuz ayında tütün ve işlenmemiş gıda ürünleri kaynaklı beklenen bir artış oldu. Merkez Bankamız yılsonu için yüzde 7.5 hedefini yakalayacağına inanıyor. Bütçemiz temmuz ayında hedeflerle uygun ve bir tereddüt yok. Burada da bir sıkıntı olmasını beklemiyoruz.


İstihdam yaratmada Türkiye çok başarılı. Son açıklanan veriler gösteriyor ki Türkiye son bir yılda 1 milyonun üzerinde istihdam yarattı. Bu, büyümeyi önemli ölçüde destekliyor.Geriye ise bir tek cari açık kalıyor. Cari açık yılın ilk yarısında beklentimizden iyi gitti. Emtia fiyatlarındaki düşüş turizmdeki kötü gidişatın olumsuz etkisini sınırladı. Cari açığın milli gelire oranı yüzde 3.7 seviyesine kadar indi. İkinci yarıda bir miktar kötüleşme olsa dahi yüzde 3.9’luk öngörümüzden büyük bir sapma olmayacak. Yönetilebilir bir sapma olabilir belki. Dolayısıyla büyük resimde Türkiye ekonomisi için bir sıkıntı yok.


Al-Monitor: O halde 15 Temmuz darbe girişiminin ekonomi haberleri üzerinde önemli bir etkisi olmasını beklemiyorsunuz. Peki bu beklentilerinizi bozabilecek en büyük risk ne?


Şimşek: Evet bu konuda tek risk var. Batı’da darbe girişimine ilişkin değerlendirmeler çok sağlıklı değil. Değerlendirmeler şaşırtıcı bir şekilde olumsuz. Halbuki vatandaşlarımız hayatlarını tehlikeye atarak demokrasiyi kurtardı ve darbeyi engelledi. Böyle bir durumda, Batı değerleri açısından bakarsak aslında değerlendirmelerin olumlu olmasını beklerdik.


Dolayısıyla Batı’daki değerlendirmelerin iş aleminin Türkiye kararlarına ve ilişkilerine ne ölçüde yansıyacağı önemli bir sorundur. Orada da bize büyük iş düşüyor. Türkiye ile iş yapan Batılı firmaların yöneticileri aklı başında insanlardır. Üçüncü sınıf siyasi perspektifte yazılmış yorumlarla gerçekleri zamanla birbirinden ayıracaklarına inanıyorum.


Tekrarlarsak, şu anda dışarıda algı oldukça kötü. Ama Türkiye’nin gerçeklikleri algıdan çok daha iyi. Bu algı ile gerçeklik arasındaki farkı azaltmak ise bize düşüyor.


Al-Monitor: Bu farkı kapatmak için neler yapmayı planlıyorsunuz?


Şimşek: İlk günden bu yana büyük bir seferberlik içerisindeyiz. Bir diyalog içerisindeyiz ve kapımız herkese açık. Yatırımcılarla yaptığımız telekonferanslara yüzlerce kişi katıldı. Moody’s ve Fitch gibi derecelendirme kuruluşlarını davet ettik, geldiler. Temaslarımız oldukça iyi.


Al-Monitor: Yaklaşımları nasıl oldu? Türkiye’nin kredi notlarında bir indirim olur mu?


Şimşek: Türkiye’nin güçlü tarafları var diğer gelişmekte olan ülkelere kıyasla. Bir de nispeten zayıf taraflarımız var. Ama zafiyetlerimiz yeni değil. Örneğin, cari açık bunlardan biri. Ancak biz şunu söylüyoruz: Zayıf yanlarımız var evet ama bunlar hem yeni değil, hem de kötüleşmiyor. Yani trendler kötüleşmiyor.


Dış alemin en önemli kaygısı böyle bir sorunu yaşadıktan sonra Türkiye’nin borçlarını çevirip çeviremeyeceğidir. Devletin bilançosu zaten çok sağlam, burada bir sorun yok. Borcun milli gelire oranı yüzde 33 ve düşmeye de devam ediyor.


Asıl kaygı özel sektör ile ilgili. 15 Temmuz sonrasında sendikasyon kredilerine bakarsanız hiç sıkıntı yok. Tek tük de olsa şirket tahvillerinin ihracında da sorun yok. Hatta bir şirketimizin tahvil ihracına aşırı talep geldi. Bu dönemde bir şirket tahvilinin satışı aslında önemli bir göstergedir.


Türk şirketlerinin borç çevirme kabiliyeti en zor dönemlerde bile çok başarılı olmuştur.


Al-Monitor: ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırım sürecine girdiği bir dönemde uzun süredir gelişmekte olan ülkelere yönelik olumsuz beklentileri olanlar var. Buna bir de Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı siyasi riskler eklendi. Türkiye diğer gelişmekte olan ülkelerden nasıl pozitif ayrışabilir? Bundan sonraki hikayesi ne olabilir?


Şimşek: Bana kalırsa en önemlisi Türkiye’de siyasi belirsizliklerin geride kalmasıdır. Uzun süren seçim atmosferleri geride kaldı. Arka planda FET֒nün başat rol oynadığı, algımızı bozan sorunlar da geride kaldı. Bugün, Türkiye’de herkesin kafası son yıllarda yaşanan siyasi olaylar konusunda artık berrak. Örneğin, 17/25 Aralık operasyonları bir yargı-polis eksenli darbe girişimi olarak kabul görüyor. Gezi’de arka planda olayları büyüten konulara ayrıca bakılacak. Son olarak da darbe girişimi yaşadık. Darbe girişiminden daha büyük ne tür bir bela milletin başına gelebilir bilmiyorum. Türkiye bunu bile el birliği ile topyekun bir ruhla bertaraf etti.


Bizim Batı ile ilişkilerimizi rasyonel bir zeminde tutmamız gerekiyor. Önemli bir felaket atlattık. Şu anda Batı ile bu darbe girişiminin getirdiği karşılıklı bir atışma var. Ama bu geride kalacak. Batı görecek ki Türkiye’nin aslında temelleri sağlam. Türkiye güvenilir ve güven veren bir partner. Bu çok önemli bence.


Yakın çevremizdeki ülkelerle de sorunları çözmeye çalışıyoruz. Rusya ve İsrail ile olduğu gibi. Bölge ülkeleri ile sorunların çözülmesi önemli bir değer. Batı ile ilişkilerin kopmaması önemli ve ayrıca böyle bir risk görmüyorum. Geriye Türkiye’nin yapısal sorunlarını reformlarla hızla çözmesi kalıyor. Bunu yapacağız. İşte Türkiye’yi bu farklılaştırır.


Al-Monitor: Batı kamuoyu ile Türkiye kamuoyu arasında bu darbe girişimi sonrasında önemli bir değerlendirme farkı olduğu görülüyor. Siz de zaten bunun önemli bir sorun olduğunu söylediniz. Batı’daki en büyük kaygı Türkiye’deki demokratik yapının hasar görebileceği yönünde. Bu görüşlere karşı ne dersiniz?


Şimşek: Aslında FETÖ dışındaki alanlarda hayat Türkiye’de son derece normal. Sıradan insanlar için hayat normale döndü hemen. Tüm toplum kesimleri için hayat devam ediyor. İlan edilen OHAL vatandaş aleyhine bir durum yaratmıyor.


Batı’da maalesef gelişmeleri yanlış değerlendiriyorlar. Batı’nın herhangi bir ülkesinde böylesine bir ihanet şebekesi olsaydı tepkileri ne olurdu? Devletin her kademesini sarmış böyle bir yapıyla onlar nasıl mücadele ederlerdi? Bunları şu anda görüştüğüm herkese soruyorum.


Örneğin, adaletin öneminden bahsediyoruz. Ama sistemi ele geçirmek ve bir örgütten talimat alınmasının nesi adalet? Hak gaspı yoluyla kamu kurumlarında kümelenme kabul edilemez. Türkiye’nin bütün kesimleri şu anda rahatladı. Çünkü büyük bir felaketin eşiğinden döndüğümüzü gördük.


İçeride insanlar artık bu konuda rahat. Ama Batı henüz bir türlü atlatamadı.


Al-Monitor: 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında iktidar çok hızlı adımlar attı. Fethullahçı yapıyla ilişkili olduğu düşünülen şirketlere de kayyum atandı. Ya da yöneticileri tutuklanıyor. Bu şirketlerden bazıları ise büyük ölçekli. Ekonomi için sistemik bir risk taşır mı bu şirketlere yönelik yapılan operasyonlar?


Şimşek: Yaratmaması için gereken rasyonel zeminde bu işler götürülüyor. Şirketlere kayyumlar atandı. Kayyumların görevi çalışanların haklarını korumaktır. Süreci bu şirketleri canlı tutarak yönetiyorlar. Bu şirketler ekonomide büyük yer tutmuyor. İyi yönetimle de sistemik olarak büyük bir risk görmüyorum.


FETÖ için önümüzdeki 15-20 gün içerisinde gereken kararlar verilecek. Hem şirketler hem de bireyler için. Dolayısıyla bu belirsizlik çok uzun sürmeyecek.


Türkiye geçmişte de birçok soruna karşı çok esnek olmuştur. Örneğin, Brüksel’de bir saldırı oldu. Haftalarca hava ulaşımı aynı kapasiteye dönemedi. Türkiye’de ise çok daha dramatik bir terör saldırısı oldu. Beş-altı saat sonra havayolu kapasitemiz normale döndü.


Al-Monitor: Ekonomiyi desteklemek için teşvik edici adımlar atmayı planlıyor musunuz?


Şimşek: Darbe girişimi sonrasında ekonomide kalıcı bir sorun görmediğimiz için muhtemelen bu aşamada dramatik kararlar almamız gerekmeyecek. İnce ayar olarak bazı şeyler gerekiyorsa yapacağız. Yatırım teşviklerimiz konusunda çalışmalarımız var. Daha önceden gündemimizde olan birçok konuda hızlı hareket ediyoruz.


Al-Monitor: Aslında Türkiye ekonomisinin uzun süredir devam eden başka bir sorunu var. Hem yabancı hem de yurt içi yatırımlar yıllardır zayıf seyrediyor. Son yaşananlar yatırımcıları daha tedirgin eder mi?


Şimşek: Mevcut küresel koşullara rağmen Türkiye’de yatırımlar çok kötü değil. Milli gelirin yüzde 2-3’ü kadar yabancı yatırım geliyor.


Yatırımlardaki zayıflık Türkiye’ye özgü değil. Bütün dünyada yatırımlar reel olarak zayıf. Bunun temel nedeni ise elbette belirsizliktir. Bazı sektörlerde dünyada bir kapasite fazlası var. Hatta yıkım getiren yenilikler var bazı sektörlerde. Fiyatların artmadığı, hatta azaldığı deflasyonist bir süreç var. Kâr marjları düşüyor. Böyle bir süreçte yatırım zayıf kalır doğrusu.


Türkiye’ye dönersek… Biz belirsizlik dönemini geride bıraktık şimdi. Seçimler gibi siyasi belirsizliklerin aşılması ile yatırımların hızlanabileceği atmosfer oluştu. Türkiye gelişmekte olan bir ülke olarak yatırım ve büyüme iştahına sahip. Kötümser değilim. Çünkü bana kalırsa 15 Temmuz belirsizliklerin zirve yaptığı yerdi. Bundan sonra iyileşme olacak. En kötüsü geride kaldı. Bunun için elbette dışarıdaki yanlış algıyı da iyileştirmemiz lazım. Bunun için de özel bir çaba gerekiyor.


Al-Monitor: Son olarak Rusya ile ilişkileri sormak isterim. Siyasi cephede bir normalleşme sürecine girildi. Ekonomik ilişkiler ne zaman eski haline döner?


Şimşek: Cumhurbaşkanımızın Rusya ziyareti ilişkilerde 24 Kasım öncesine dönme konusunda bir irade koydu. Ekonomide bazı alanlarda daha yavaş, bazı alanlarda ise daha hızlı ilerleme sağlanacak. Örneğin, Rusya’dan charter seferlere başlanması bizim için çok önemliydi. Bu konuda güvenliğe ilişkin tedirginlikleri ortadan kaldıracak adımlar attık.