Doğu Ekspresi
  • 11 Ara 2025 18:17
  • Güncelleme: 12 Ara 2025
    9 dk. Okuma Süresi

Masalsı Bir Kış Yolculuğu: Doğu Ekspresi ve Rayların Üzerindeki Beyaz Anadolu

Doğu Ekspresi: Modern dünya bizi sürekli “hız” ile sınıyor. Bir yere en çabuk nasıl varırız, trafiği nasıl atlatırız, işleri en kısa sürede nasıl bitiririz? Uçaklar bizi kıtalararası mesafelere saatler içinde taşıyor ama bu hızın içinde kaçırdığımız çok önemli bir şey var: Yolun kendisi. Türkiye’de son yıllarda patlama yapan tren turizmi, işte bu modern zaman hastalığına bir “panzehir” olarak doğdu. Özellikle kış aylarında, Ankara’dan kalkıp Anadolu’nun kalbini yararak Kars’ın buz tutmuş topraklarına ulaşan Doğu Ekspresi, sadece bir tren seferi değil, bir zaman makinesidir. Bu yolculuk, 24 saati aşan süresiyle size “yavaşlamayı”, pencereden akan manzarayı izlemeyi ve hiç tanımadığınız insanlarla bir kompartımanda dost olmayı öğretir. Çantanıza kitabınızı, termosunuzu ve fotoğraf makinenizi alın; çünkü bu raylar sizi Narnia günlüklerini aratmayan bembeyaz bir masla götürecek.

Bir Fenomenin Doğuşu: Neden Herkes Bu Trenin Peşinde?

Bundan on yıl önce Doğu Ekspresi, sadece bölge halkının ve üniversite öğrencilerinin kullandığı, uygun fiyatlı bir ulaşım aracıydı. Ancak sosyal medyanın gücü ve gezginlerin görsel arayışı, bu treni dünyanın en popüler rotalarından biri haline getirdi. Öyle ki, bilet bulmak adeta bir “hazine avına” dönüştü.

Bu ilginin sebebi çok basit: Nostalji ve sinematografik güzellik. Tren, Ankara Garı’ndan hareket edip Kırıkkale, Kayseri, Sivas, Erzincan ve Erzurum üzerinden Kars’a doğru yol alırken, coğrafyanın ve iklimin değişimine şahitlik edersiniz. Bozkırın sarısı yavaş yavaş yerini dağların beyazına bırakır. Özellikle “Turistik Doğu Ekspresi” adı verilen ve sadece yataklı vagonlardan oluşan özel sefer, uzun molalarıyla bu deneyimi bir tura dönüştürür. İliç’in kanyonlarında veya Erzurum’un tarihi garında verilen molalar, yolculuğu zenginleştirir. Ancak bilet bulamayanlar için “Klasik Doğu Ekspresi” de aynı rotayı, daha samimi ve yerel bir atmosferde sunar.

Doğu Ekspresi

Kompartıman Kültürü: Işıklar, Süslemeler ve Sohbet

Doğu Ekspresi yolculuğunun yazılı olmayan ritüelleri vardır. Bunların başında “kabin süsleme” gelir. Gezginler, yanlarında getirdikleri led ışıkları (peri ışıkları), fotoğrafları ve küçük aksesuarları kullanarak o küçük yataklı kompartımanı, dünyanın en sıcak ve en kişisel odasına çevirirler. Işıklar camdan yansıyan kar manzarasıyla birleşince, ortaya çıkan kareler Instagram dünyasının en değerli paylaşımları olur.

Trenin kalbi ise “Yemekli Vagon”da atar. Burası, trenin sosyalleşme meydanıdır. Dört kişilik masalarda, daha önce hiç görmediğiniz insanlarla çay içip sohbet edersiniz. Trenin o ritmik “tak-tak, tak-tak” sesi eşliğinde yapılan sohbetler, genelde hayatın anlamı, yolculuk anıları ve gidilecek yerin heyecanı üzerinedir. Pencerenizden Fırat Nehri’nin (Karasu) donmuş kıvrımları veya Allahuekber Dağları’nın heybetli zirveleri akıp giderken içilen o ince belli bardaktaki çayın tadı, dünyanın en lüks restoranındaki içecekten daha lezzetlidir.

Erzurum’da “Gel-Al” Cağ Kebabı Ritüeli

Yolculuğun en heyecanlı ve en lezzetli anlarından biri, tren Erzurum’a yaklaşırken yaşanır. Bu, sadece Türkiye’de görebileceğiniz türden bir organizasyon becerisidir. Tren Erzurum Garı’na varmadan yaklaşık bir saat önce, yolcular şehirdeki ünlü Cağ Kebabı restoranlarını arayıp sipariş verirler.

Tren gara yanaştığında, ellerinde paketlerle bekleyen kuryeler vagonlara koşar. O kısacık bekleme süresinde, yüzlerce porsiyon sıcak Cağ Kebabı el değiştirir. Tren tekrar hareket ettiğinde, vagonları enfes bir et kokusu sarar. Erzurum’un o meşhur yatık döneri, trenin sallantısı eşliğinde, karlı dağlara bakarak yenir. Bu “Cağ Kebabı Operasyonu”, Doğu Ekspresi yolcularının ortak anısı ve en eğlenceli aksiyonudur.

Son Durak: Kars – Türkiye’nin “Kar Kraliçesi”

24 saatin (bazen kış şartlarında 30 saati bulabilir) sonunda tren son düdüğünü çalıp Kars Garı’na girdiğinde, sizi bambaşka bir atmosfer karşılar. Kars, Türkiye’nin diğer şehirlerine benzemez. 40 yıl süren Rus işgali döneminden kalan Baltık mimarisi, şehre bir Avrupa kenti havası katmıştır. Geniş caddeler, kesme bazalt taşından yapılmış heybetli binalar ve dondurucu soğuk…

Kars’ta hava o kadar soğuktur ki (-30 dereceleri görebilir), nefes aldığınızda burnunuzun içindeki tüylerin donduğunu, kirpiklerinizin buz tuttuğunu hissedersiniz. Ancak bu “kuru soğuk”, insanı hasta etmez, aksine dinçleştirir. Şehrin sokaklarında yürürken, her köşe başında bir tarih sizi selamlar. Kars Kalesi’nden şehre bakmak veya Havariler Kilisesi’ni (Kümbet Camii) ziyaret etmek, bu çok kültürlü yapıyı anlamanızı sağlar.

Doğu Ekspresi

Ani Harabeleri: Sınırın Ucundaki Yalnızlık

Kars’a gelip de Ani Harabeleri’ni (Ani Ören Yeri) görmemek, bu masalı yarım bırakmak demektir. Şehir merkezine 45 dakika uzaklıkta, Ermenistan sınırını çizen Arpaçay Nehri’nin kenarında yer alan Ani, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndedir. Bir zamanlar “Binbir Kiliseli Şehir” olarak bilinen ve İpek Yolu’nun en zengin metropolü olan Ani, bugün sessizliğe gömülmüştür.

Kışın bembeyaz kar örtüsü altında, kızıla çalan volkanik taşlardan yapılmış kiliseler ve camiler, inanılmaz bir kontrast oluşturur. Tigran Honents Kilisesi’nin freskleri veya Anadolu’nun ilk Türk camisi olan Ebu’l Menuçehr Camii’nin Arpaçay’a bakan pencereleri, fotoğrafçılar için eşsiz kadrajlar sunar. Ani’de rüzgarın sesi, terk edilmişliğin hüznünü fısıldar ama bu hüzün, garip bir huzurla karışiktır.

Çıldır Gölü: Buzun Üzerinde Yürümek ve Troika Keyfi

Kars seyahatinin en fantastik deneyimi ise Çıldır Gölü’dür. Kış aylarında tamamen donan bu devasa göl, üzerinde yürüyebileceğiniz, atlı kızaklarla kayabileceğiniz uçsuz bucaksız bir beyaz düzlüğe dönüşür.

Buzun kalınlığı bazen yarım metreyi bulur. Gölde, “Troika” denilen atlı kızaklara binip, dört nala giden atların arkasında rüzgarla yarışmak, Sibirya’da değil Türkiye’de olduğunuzu unutturur. Gölün üzerindeki balıkçılar, buzda bir delik açıp “Eskimo usulü” balık avlarlar. Buradan çıkan “Sarı Sazan” balığı, göl kenarındaki restoranlarda taze taze pişirilir. Buzun üzerinde halay çeken gruplar, semaverde çay keyfi yapanlar ve sonsuz beyazlıkta kaybolanlar… Çıldır Gölü, kışın en eğlenceli oyun alanıdır.

Sadece Kars Değil: Van Gölü Ekspresi ve Mezopotamya

Doğu Ekspresi çok popüler olsa da, gerçek demiryolu tutkunları için Türkiye’nin başka hazineleri de vardır. Bunların başında “Van Gölü Ekspresi” gelir. Ankara’dan kalkıp Tatvan’a kadar giden bu tren, Doğu Ekspresi’nin daha sakin, daha az turistik ama manzarası en az onun kadar güzel olan kardeşidir.

Yolculuk Tatvan’da biter ama macera bitmez; çünkü buradan Van’a geçmek için Türkiye’nin en büyük feribotlarıyla Van Gölü’nü geçmeniz gerekir. Tren vagonlarının feribota yüklenip denizi andıran gölün üzerinde süzülmesi, sürreal bir manzaradır. Ayrıca son dönemde popülerleşen “Mezopotamya Ekspresi”, Ankara’dan başlayıp Diyarbakır ve Mardin’e uzanan rotasıyla, kültürel ve gastronomik bir şölen sunar. Güney Kurtalan Ekspresi de, Siirt’e uzanan yoluyla keşfedilmeyi bekleyen bir başka cevherdir.

Gastronomi Durağı: Kaz Eti ve Gravyer Peyniri

Bu tren yolculuğunun gastronomik finali Kars mutfağıyla yapılır. Kışın Kars’a gidip “Kaz Eti” yememek olmaz. Kar yedikten sonra kesilen ve kurutulan kazlar, bulgur pilavı eşliğinde tandırda pişirilir. Bu, ağır ama damakta iz bırakan bir lezzettir.

Ve tabii ki peynir… Kars, Türkiye’nin peynir başkentlerinden biridir. Özellikle “Kars Gravyeri”, İsviçre’nin Gruyere peyniriyle yarışacak kalitededir. Dev tekerlekler halindeki bu delikli peynir ve Kars Kaşarı, eve dönerken alınacak en güzel hediyeliklerdir. Boğatepe Köyü’ndeki Peynir Müzesi’ni ziyaret etmek, bu lezzetin arkasındaki kültürü ve kadın emeğini görmenizi sağlar.

Doğu Ekspresi

Tren Yolculuğu Bir Terapidir

Doğu Ekspresi veya diğer rotalar, sadece bir A noktasından B noktasına gitmek değildir. Bu yolculuk, modern insanın kaybettiği “sabır” ve “temaşa” (izleme) yeteneğini geri kazanma sürecidir. Telefonun çekmediği tünellerde dış dünyadan kopmak, yan kompartımandaki hiç tanımadığınız biriyle ekmeğinizi bölüşmek ve doğanın o vahşi güzelliği karşısında büyülenmek… Rayların tıkırtısı, zihninizdeki gürültüyü susturur. Kars’ın soğuğu bedeninizi titretirken, Anadolu insanının sıcaklığı ve trenin o nostaljik atmosferi ruhunuzu ısıtır. Bu masalın kahramanı olmak için yapmanız gereken tek şey, o bileti bulmak ve kendinizi rayların akışına bırakmaktır. İyi yolculuklar!

 

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar